Kıl Dönmesi Nedir? Belirtileri, Tanı, Tedavi ve Tekrarlama Riski

Kıl dönmesi, en sık kuyruk sokumu üzerindeki kalça oluğunda görülen, deri altında küçük delikler ve kanallar oluşturabilen iltihabi bir hastalıktır.[1][2] Tıbbi adı pilonidal sinüs hastalığıdır.[1][2] Bölgedeki serbest kılların sürtünme ve basınçla deriye girmesi, tahriş ve enfeksiyon gelişiminde rol oynayabilir.[1][2]

Bazı kişilerde yalnızca küçük bir çukur veya delik vardır ve hiçbir şikâyet görülmez.[1][2] Hastalık enfekte olduğunda ağrılı bir şişlik, apse ya da aralıklı akıntı ortaya çıkabilir.[1][2]

Kıl dönmesi kimlerde ve hangi yaşlarda daha sık görülür?

Kıl dönmesi ergenlikten sonra belirginleşir ve en sık genç yetişkinlerde görülür.[1][4] Amerikan Kolon ve Rektum Cerrahları Derneği, hastalığın çoğunlukla ergenlik ile 40 yaş arasında görüldüğünü ve erkeklerde daha sık olduğunu bildirir.[1]

Danimarka’da 48.247 hastanın kayıtlarının incelendiği nüfus temelli çalışmada görülme sıklığının erkeklerde 20, kadınlarda 18 yaşında en yüksek düzeye ulaştığı saptanmıştır.[4] Bu sonuçlar tek bir ülkeye aittir; yaş dağılımı toplumlar arasında değişebilir.

Hastalığın görülme olasılığı şu kişilerde daha yüksektir:

  • Kalın ve sert vücut kılları bulunanlar[1]
  • Fazla kilolu kişiler[1]
  • Uzun süre oturanlar[2]

Bu özelliklerden birinin bulunması kişinin mutlaka kıl dönmesi yaşayacağı anlamına gelmez. Kıl dönmesi kişisel temizlik eksikliğinin doğrudan göstergesi de değildir.

Kıl dönmesi ne gibi şikâyetlere sebep olur?

Belirtiler hastalığın sessiz, iltihaplı veya apseli olmasına göre değişir. En sık görülen şikâyetler şunlardır:[1][2]

  • Kuyruk sokumu bölgesinde küçük delik veya çukur[1]
  • Kalça oluğunda hassasiyet, kızarıklık ve şişlik[1][2]
  • Oturmayı zorlaştırabilen ağrı[2]
  • İrinli, kötü kokulu, berrak ya da kanlı akıntı[1][2]
  • İç çamaşırında tekrarlayan ıslaklık veya lekelenme[1][2]
  • Apse geliştiğinde hızla büyüyen, çok ağrılı şişlik[1][2]
  • Enfeksiyon ilerlediğinde ateş, bulantı veya genel hastalık hissi[1]

Ağrılı şişlik, irin veya kanlı akıntı birkaç gün içinde gelişebilir. Bu belirtiler enfeksiyona işaret edebileceği için gecikmeden hekim değerlendirmesi gerekir.[2]

Kıl dönmesi nasıl teşhis edilir?

Tanı çoğu zaman hastanın şikâyetlerinin dinlenmesi ve kalça oluğunun muayene edilmesiyle konur. Hekim orta hattaki küçük giriş deliklerini, akıntıyı, şişliği, apseyi ve daha önce geçirilmiş işlemlere ait izleri değerlendirir.[1]

Her kuyruk sokumu ağrısı kıl dönmesi değildir. Hastalığın yerleşimi alışılmış bölgenin dışındaysa, anüse çok yakınsa veya tedaviye rağmen tekrarlıyorsa benzer şikâyetlere yol açabilecek başka hastalıkların dışlanması gerekebilir. Ek tetkik gerekip gerekmediğine muayene bulgularına göre karar verilir.

Kıl dönmesinde tedavi seçenekleri nelerdir?

Tedavi; hastalığın belirti verip vermediğine, apse bulunup bulunmadığına, sinüslerin yaygınlığına ve daha önce tedavi uygulanıp uygulanmadığına göre seçilir.[1][2] Her hastaya aynı yöntem uygulanmaz.[1][2]

Şikâyet vermeyen kıl dönmesi

Enfeksiyon, ağrı veya akıntı yoksa hemen ameliyat gerekmeyebilir. Düzenli takip ve bölgenin temiz tutulmasıyla izlem önerilebilir.[2]

Apse gelişmiş kıl dönmesi

Ağrılı ve gergin bir apse varsa temel tedavi, küçük bir kesiyle apsenin boşaltılmasıdır.[1][2] Bu işlem basıncı azaltır ve ağrının gerilemesine yardımcı olur.[1][2] Çevre deride yaygın iltihap veya genel enfeksiyon bulguları varsa hekim antibiyotik ekleyebilir.[1][2] Antibiyotik, boşaltılması gereken bir apsenin tek başına yerine geçmez.[1][2]

Sınırlı veya kronik hastalık

Küçük ve sınırlı sinüslerde deliklerin çıkarılması ya da açılması, sinüsün temizlenmesi ve endoskopik yöntemler gibi daha az doku çıkaran işlemler değerlendirilebilir. Fibrin yapıştırıcı gibi seçenekler bazı merkezlerde uygulanır.[1][2]

Bu yöntemlerin daha küçük yara ve daha hızlı günlük yaşama dönüş gibi avantajları olabilir.[2] Buna karşılık her hastalığa uygun değildir ve uzun dönem tekrarlama riski kullanılan yönteme göre değişebilir.[1][3]

Çıkarma ameliyatları ve yara kapatma yöntemleri

Daha yaygın, tekrarlayan veya karmaşık hastalıkta sinüslerin ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Yara açık bırakılarak alttan üste iyileşmeye bırakılabilir ya da dikiş ve doku kaydırma yöntemleriyle kapatılabilir.[1][2]

Yara kapatılacaksa kesi hattının kalça oluğunun tam ortasında olmadığı, orta hat dışı kapatma yöntemleri birçok hasta için daha iyi sonuç verebilir.[3] Cochrane incelemesinde orta hat dışı kapatma, klasik orta hat kapatmaya göre daha hızlı iyileşme, daha az yara enfeksiyonu ve daha düşük tekrarlama oranıyla ilişkili bulunmuştur.[3] Uygun yöntemi hastalığın yaygınlığı, önceki ameliyatlar, cerrahın deneyimi ve hastanın öncelikleri birlikte belirler.[1][3]

Ameliyat sonrası kaç iş günü kaybı olur?

Herkes için geçerli tek bir gün sayısı yoktur. İşe dönüş süresi yapılan işlemin büyüklüğüne, yaranın açık mı kapalı mı olduğuna, iyileşme hızına ve işin masa başı ya da fiziksel güç gerektiren bir iş olmasına göre değişir.[2]

NHS hasta bilgilendirmesine göre çoğu kişi ameliyattan sonraki iki hafta içinde işe dönebilir.[2] Beş günlük çalışma düzeninde bu, yaklaşık 10 iş gününe kadar kayıp anlamına gelebilir. Küçük girişimlerde süre daha kısa olabilir; açık yara bakımı gereken, geniş ameliyat geçiren veya ağır işte çalışan kişilerde iki haftayı aşabilir.

Cerrahın verdiği kişisel süre önceliklidir. Ağrı devam ediyorsa, yara akıntısı artıyorsa veya iş uzun süre oturmayı ve ağır kaldırmayı gerektiriyorsa erken dönüş uygun olmayabilir.

Kapatma tekniği de iyileşmeyi etkiler. Cochrane incelemesinde orta hat dışı kapatma uygulanan hastaların klasik orta hat kapatmaya göre ortalama 3,7 gün daha erken işe dönebildiği bildirilmiştir; ancak bu sonuç düşük kesinlikte kanıta dayanmaktadır.[3]

Kıl dönmesi tekrarlar mı?

Evet, kıl dönmesi tedaviden sonra tekrarlayabilir.[1][3] Tekrarlama riski hastalığın yaygınlığına, daha önceki tedavilere, yara iyileşmesine, takip süresine ve kullanılan tekniğe göre değişir.[1][3] Bu nedenle herkes için geçerli tek bir yüzde vermek doğru değildir.[3]

Cochrane incelemesindeki 13 çalışmada tekrarlama, klasik orta hat kapatmada yüzde 6,8; orta hat dışı kapatmada yüzde 1,5 olarak bildirilmiştir.[3] Bu oranlar çalışma gruplarının ortalamasıdır ve kişisel sonucu garanti etmez. Daha uzun takip yapıldıkça yeni tekrarlamalar saptanabileceği de unutulmamalıdır.

Yaranın önerildiği şekilde bakılması, bölgenin temiz ve kuru tutulması, kontrol randevularının aksatılmaması ve hekim uygun görürse kıl kontrolünün sağlanması riski azaltmaya yardımcı olabilir.[1] Yeni bir delik, şişlik, ağrı veya akıntı gelişirse erken değerlendirme gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Ağrılı şişlik, irinli akıntı, ateş ya da hızla artan yakınmalarda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Kaynaklar

  1. ASCRS, Pilonidal Disease
  2. NHS, Pilonidal sinus
  3. Cochrane, Midline and off-midline wound closure methods
  4. Danish population-based cohort study